Güzel kadın, çirkin kadın, ortalama kadın? Sana göre güzel, ona göre değil. Hangi kadın gerçekten güzel? Bu konu üzerine ciddi bir şekilde kafa yoran bilim adamları nihayet mükemmel kadın yüzüne ilişkin oranları ortaya koydular.

Bu oranın belirlenmesinde temel olarak gözlerin birbirine yakınlığı ile gözler ile ağız arasındaki uzunluk da rol oynuyor. Buna göre; yüzün genişlik oranı hesaplarken; bir gözbebeğinden diğerine olan uzaklık yüzün genişliğinin, yani bir kulağın iç köşesinden diğer kulağın iç köşesine olan mesafenin yüzde 46’sı olması gerektiği bulunmuş.

Yine yüzün uzunluk oranı hesaplanırken ise; gözün orta noktasından ağzın orta noktasına olan uzaklık yüzün uzunluğunun, yani saçın başlama noktasından çeneye kadar olan mesafenin yüzde 36’sı olmalıymış. Araştırmayı yapan Profesör Kang Lee: “Dolgun dudakların ya da büyük gözlerin kadınları çekici yaptığını biliyorduk. Bizim çalışmamız yüzün yapısının çekicilikte bir rol oynadığını ortaya koydu. Tabii saç kesiminin de payı var. Saç kesimi yüzün oranını değiştirebiliyor” dedi.

Araştırma sonucuna uyan profilde yüz arayışına geçen bilim adamları pek geçmeden bu oranlara uyan ünlüler buldular bile. Sizin de tanıyacağınız Jessica Alba, Liz Hurley ve Shania Twain mükemmel yüz oranına sahip ünlüler arasında yer alıyorlar.

Bu çalışmanın sonuçlarına güvenmemek elde değil. Çünkü bana göre Jessica Alba dünyanın en güzel kadınlarından birisi. İzlediğim her filmlerinden sonra kendisine yeniden aşık oluyorum

Etiketler:, , , ,

Comments 1 Yorum »

photo

Dün kendimi birden alışveriş merkezinde buldum. Emniyet müdürlüğünde uzayan pasaport işleri nedeniyle sıkıntımı atmak için vitrinlere daldım. Bu arada son bir yılda eni daralan kravat kolleksiyonları nedeniyle modası tekrar gelinceye kadar çok sevdiğim kravatlarımı özenle kaldırmam ve yenilerini almam da gerekiyordu. Geçen yaz özellikle sarı renkteki göz alıcı kravatları her görüğümde içim ürperiyordu ve bende bir kere bile alma isteği uyadırmadılar. Hatta takanlar acaba kendilerini aynada incelemiş midir dediğim bile olmuştur.

Şimdilerde ise incelediğim kadarıyla tek renkli ve noktalı desenli kravatlara dönüş görüyorum. Bu kravatları görünce 10 yıldır takamadığım 4-5 kravatıma ne kadar benzediklerini keşfettim. Tabi eskilerim yeni kravalar gibi ince değildi. Demek ki döngü on yılda bir… Hatta sanki çizgili kravat modasından geçişi anımsatırcasına bazı modellerde noktalardan oluşan çizgiler de vardı. Emniyete pasaportumu almaya giderken elimdeki çantada 4 kravat ve 2 kemer vardı…

Etiketler:

Comments 1 Yorum »

versace

Dünyaca ünlü markaların yeni tasarımlarını tanıttığı İtalya’nın Milano şehrinde gerçekleşen moda haftası boyunca süren defilelerde 2009 ilkbahar / yaz erkek koleksiyonları tanıtıldı.

Defilelerde en göze çarpan yenilik; üst giyimin dar ve pantolonların yukarıdan aşağıya doğru daralmasıydı. Mavi  rengin farklı açık tonlarının yanında siyah ve beyazın ağırlığını sezildiği tasarımlarda yağmurluklar,  dize kadar uzanan ince paltolar, göğsü derin bir şekilde açık gömlekler ve renkli sandaletler göze çarpıyordu.

Etiketler:,

Comments 1 Yorum »

Kışı hiç sevmem. Özellikle ayazın hakim olduğu kış günlerinde kıyafetimin zayıf yerlerinden içime sızan soğuktan kaçınmak için çabalarken, kendimi büzüşmüş bir halde yürürken bulurum. Tabi bu durum zorlu kış şartlarında klasik giyinmek zorunda olanlar için geçerli. Eğer sağlığım benim için önemli, palto yerine mot giyerim diyorsanız artık birçok seçeneğiniz var. İçi çok iyi yalıtım malzemeleriyle doldurulmuş montlar artık daha yüksek teknoloji kullanılarak üretiliyor. Vücuda kusursuz oturan hatlar sayesinde ve gerekli yerlere yerleştirilmiş boğumlarla hem ısı kaybı engelleniyor hem de hareket kolaylığı sağlanıyor. Kirlenmelerinden de endişe etmenize gerek yok çünkü artık çoğunlukla yıkanabilir malzemeden üretiliyorlar. Yine de almadan önce yıkama talimatını kontrol etmekte fayda var.

Artık biz erkekler de işyerinde çekmecemizde ayakkabı bulunduruyoruz. Çünkü gün boyunca ortalıkta bot ya da çizmelerimizle dolaşmaktan hoşlanmıyoruz. Bu rahatlık sayesinde kendimizi soğuktan korumak için soğuk ve su geçirmeyen ve buzda kaymayan botlar giymeyi tercih ediyoruz.

Son olarak soğuktan korunma kitimizi eldivenlerle tamamlayabiliriz. Ellerim üşümüyorsa ben de genellikle üşümüyorumdur. Bu nedenle bize hem hareket kolaylığı sağlayan hem de sıcacık tutan bu özel yapım eldivenler, eskiden kullandığımız pamuk veya yün eldivenlerle karşılaştırılamayacak konfor ve ısı izolasyonu sağlıyor. Soğuk hava şartlarında uzun süre kalmak zorunda mısınız? Artık bu eldivenler sağladığı izolasyon ve konforun yanında, şarj edilebilir pilleri sayesinde 10 saate kadar ısıtma özelliğine de sahip.

Etiketler:, ,

Comments Yorum Yok »

taytlierkeklerdefile

Bir erkek neden tayt giymek istesin ki. Bayan bir stilist sıkılıp bizlerle dalga geçmek istedi, çizerimiz ünlü olduğu için bu duruma kimse ses çıkaramadı diye mi? Givenchy, Bernhard Willhelm ve John Galliano erkekleri taytlarla podyumlara saldılar bile. Hayır, hayır, hayır erkek ve tayt bir arada olamaz. Ancak baletlerin ve orta çağ filmlerinde ingiliz erkeklerin giymesine tahammül edebildiğim tayt, günümüz erkeğini temsil etmiyor…

Kadın modasındaki değişim isteği ve kendini tekrar korkusu erkek modası için o kadar da öncelikli değildir. Küçük değişikliklerle büyük farkların yaratılabildiği, kitlesinin memnun olabildiği bir modadır erkek giyim modası. Yani canınız sıkılınca şunlara bir de tayt giydirelim bakalım ne olacak diyemezsiniz.

Bazı yazarlar erkek tayt modasının (!) sokaklara yansımaya başladığını söylese de bu pek de doğru değil. Erkeklerin kalçalarını ve önlerini çok fazla belli edecek bu giysiyle sokakta rahatça dolaştığını kimse söyleyemez. Üzerine kısa pantolon giyildiği örneklerde de aslında amaç tayt giymek değildir. Yani sergilemekten çekindiğiniz şey giyim modasına dönüşemez…

Etiketler:, , ,

Comments 4 Yorum »

Nil KaraibrahimgilŞarkılarındaki dokunaklılık, muzırlık. En kötü anında bile insanı güldüren bir şeyler. Sizi üzen kıza “kötü kedi şerafettin” dedirten türden… Neşet Ertaşı tanımamak gibi hatalar yapsa da o çoğundan birkaç gömlek ileride. Yaşamayı, keşfetmeyi sevdiği, en önemlisi de bunları paylaşmaktan hoşlandığını anlıyoruz. Kadın erkek ilişkileriyle ilgili bir şeyler keşfetmişti ve bunu Hürriyet gazetesindeki yazısında paylaşıyordu. Kim bilir yeni albümüne konu bile olabilirdi bu keşif. Bu kez evliliğin anlamının peşindeydi Nil. Etrafındaki evlilikleri inceliyordu. Çekinmeden soruyor: siz nasıl tanıştınız nasıl karar verdinin evlenmeye gibi soruları. Cevap veren erkek:

ben ona evlenirken birşey vaat ettim, karşılığında da birşey istedim. Biz kızlar, bir ağızdan bağırdık: NEYDİ O, NEYDİ?!
‘Eğer benimle evlenirsen, ömür boyu sıkılmazsın!’
YAAAAAaaaaaaaaa…
Tereyağın teflon bir tavada, kısık ateşte, bir taraftan öbürüne kayısı gibi, bir kamaşma oldu kalbimizde. Öyle yaaa’ladık. Sonra o kanat oldu, sonra hayal oldu, sonra uyandık karşımızda gerçek oldu, aaaa’ladık. Kaldık kalakaldık. Duymak istediğimiz tam da bu muydu? Buydu galiba, çünkü daha sonra bunu tanıdığım bütün kadınlara anlattım ve hepsi birer tereyağ gibi yumuşadılar. Kadınlar için bu cümle, bir avuç dolusu anahtar demek anladım. ıçeride bir değil, onlarca kapıyı açıyor. Yüzümüzde gülümsemeyle döndük.
Peki karşılığında ne istediniz?
Huzur.

Nil’le beraber ben de kadınları anlama fırsatı buldum ve kızdığım yanlarına daha hoşgörülü yaklaşmam gerektiğini farkettim. Kadınlar birlikte olacakları erkeğin onları gelecekteki yaşamlarında sıkıp sıkmayacaklarını, yaşamın nasıl bir şevkle geçeceğini önceden tahmin etme veya sevme derdindeydiler. Eğer yukarıdaki örnekte olduğu gibi bir erkek tarafından açıkça vaat ediliyorsa bütün engeller devriliveriyordu. Teşekkürler Nil…

Yazını tamamı için buradan buyrun

Etiketler:,

Comments 1 Yorum »

dating

Çıkma teklif etmek erkekler için bir karın ağrısıdır. İlk defa çıkacağınız bir kıza hangi gün teklifte bulunmalı? Hangi gün en uygun? Acaba başka planları var mıdır? Yorgun ve sinirli bir anında mı? Bunlar hep düşünülür içinden çıkamaz ve çoğunlukla kız arkadaşımız için değil kendimiz için uygun olan günde teklifimizi yaparız. Böylece mükemmel zamanlama yapma şansımız 1/7 olur. Çünkü çıkma teklif etmek için en uygun gün çarşamba günüdür.

Haftanın en yoğun ve stresli gününün pazartesi olduğunda neredeyse hepimiz hem fikirizdir. Geçen haftadan sarkan ve hafta sonundan yapmaya karar verdiğimiz işler kafamızın içerisinde döner durur. Salı günü bu işlerin bir nebze azaldığı ama yine yoğun çalışıan bir gündür. Çarşamba çoğunlukla haftanın yoğunluğunun azaldığı biriken işlerin tükendiği, yenilerine başlamak ve planlama yapmak için en uygun gündür. Haftasonuna daha çok zaman olduğu için bilinç altı henüz kendi planlarını yapmalarına izin vermez. Ama yine de iyi bir “teklif” veya fırsat düşünülebilir!

Perşembe günü süreli işlerin sıkıntısının hissedilmeye başlandığı ve haftanın yorgunluğunun üzerimize çökmeye baladığı bir gündür. Yorgunluk nedeniyle hep haftasonunu dinlenerek (buraya dikkat) ve yalnız geçirmenin hayalini kurarız. Cuma daha iyi bir seçeneğimiz olmadığı için yalnızlık kararımızın kesinleştiği dişimizi sıkıp evimize gitmemiz gereken günümüzdür.

Anlattığım ihtimali ve hisleri gözden geçirerek tekrar düşünün. Haftanın ilk günleri yoğunluk ve motivasyon kaybından kaçınmak için teklifin reddedilmesi ihtimalinin yüksek olduğu, perşeme-cuma günleri ise sizsiz planların yapıldığı yorgun günler. Evet gerçekten de en uygun gün Çarşamba! Olumlu enerjinin en yüksek olduğu, stresin azaldığı, hafta sonunun henüz planlanmadığı, evet deme ihtimalinin en yüksek olduğu gün: Çarşamba!

Etiketler:

Comments 1 Yorum »

Mens Blogs - BlogCatalog Blog Directory Add to Technorati Favorites